Yazma ve iletişim yeteneğimin farkına ilk kez 16 yaşlarımda vardım.Çocukluk hayallerimden biri de yazar olmaktı.O zamanlar bile içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissediyormuşum. İlham aniden geldiğinde içimde tarifsiz bir coşku oluşuyordu, bu duygular dışarı çıkmak için adeta kapılarımı zorluyordu. Ben ise daha o yaştayken bile yalnızca yazarak nefes alabiliyor, kendim olabiliyordum.
Zamanla fark ettim ki, yazmak benim kendimi en iyi ifade etme biçimimmiş. Duygularıma, hislerime, düşüncelerime sansür koymadan, hiçbir kepenk indirmeden konuşabildiğim tek yer; kalemi elime aldığım yerdi. Bu farkındalıkla yazmaya daha çok sarılmıştım.Yazarak kendimi buluyor, duygularımı kâğıda dökerken hem kendimi iyileştiriyor hem de başkalarına dokunuyordum.
En ummadığım anlarda gelen ilhamla aşkı, sevgiyi, içimdeki en yoğun duyguları yazıya döküyordum. Yazarak anlatıyor, kelimelerle dokunuyor, hissettiklerimi karşı tarafa tüm derinliğiyle geçiriyordum.
Ama sonra bir gün bir şey oldu… Bana ait olan, kök saldığım tek toprağı, bu dünyadaki benim için en kıymetli olan şeyi, acı bir şekilde kaybettim. Onunla birlikte bana ilham veren her şeyi toprağa gömdüm. O günden sonra elime bir daha kalem almadım. Kendimi anlatmaya, içimi açmaya hiç cesaret edemedim.
Yazmak bir zamanlar benim sığınağımdı.
“Her şey, o beklenmedik kayıpla başladı. Hayatımda ilk defa böylesine derin bir boşluk ve acı hissettim; kelimeler boğazımda düğümlendi,gözyaşlarım hiç durmadan aktı,kalem elimden kaydı,sonra gözyaşlarım kurudu,kalemim’de kırıldı derin bir yas sürecine girdim..Ve yazmak yerinede susmayı seçtim.Belki de kendime kestiğim ceza buydu bu hayatta tadabileceğim tüm güzel duygularımdan feragat ederek bana ilham vericek hayata bağlayacak herşeyden vazgeçerek,kaçarak öylesine yaşayarak 10 yıl boyunca kendime biçtiğim bu cezayla yaşadım..Ve o dar ağacını başkası değil ben kurdum ve kendi cezamı ben kendim verdim hak ettiğime inandım ve orada kendimi yıllarca sallandırdım…Ve şimdi nihayet cezamın bittiğine kendimi ikna ettim ve yeniden yaşamak için hayata döndüm..Benim için yazmak yeniden yaşamak demek yani öyle sıradan bir eylem değil.Bu benim kendime verdiğim ikinci şans..Artık acılarım, kayıplarım, suskunluğum; hepsi artık hikayemin bir parçası ve ben bu hikayeyi,bu yolu sizlere anlatmaya hazırım Çünkü anlatmak,iyileşmek demek benim için.Şimdi, 10 yıllık suskunluğumun ardından, yeniden kalemi elime almaya sizlerin yolunada ışık olmaya hazırım. Çünkü anladım ki; kaybettiklerimle birlikte giden sadece ilhamım değilmiş, aynı zamanda kendimden bir parça olmuştu. Oysa ben hâlâ buradayım, hayattayım,nefes alıyorum ve hâlâ yazmak istiyorum; kendimi bulmak, iyileşmek hayatıma ve hayatınıza yeniden dokunup parlamak için… Bu defa daha güçlü, daha cesur ve daha umutluyum…Ve ben iyileşmeye, yaşamaya, sevmeye ve sevilmeye hazırım..
EBRULİ
Bir yanıt yazın