SESSİZ SAVAŞLAR,BÜYÜK STRATEJİLER.

Bazı evler vardır. Dışarıdan bakıldığında sıradan, sessiz,sakin görünür ama içeride görünmez bir savaş kesintisiz sürer. Sesler yükselmese bile gerilim havadadır. Bir çocuk, daha adını doğru düzgün yazmayı öğrenmeden duvarlarda asılı duran o görünmez gerilimi okumayı Öğrenir. Nerede susacağını, nerede çekileceğiini, nerede uzlaşmacı olacağını…Ben de strateji öğrenmeye böyle başladım. Hayat bana henüz 12 yaşındayken gösterdi ki; bazı yuvalarda hayatta kalmanın yolu güçten değil, denge kurmaktan geçer. Savaşmak yerine barıştırmak, çatışmak yerine yönlendirmek, kaosun içinde bile bir düzen kurmak zorundasınızdır. Çünkü o evde herkes bir cephededir ve sen tüm cepheleri aynı anda sakinleştirmek zorunda olan isimsiz bir komutansındır. Zamanla fark ettim ki, bu sadece bir çocukluk refleksi değildi; bu strateji bilinciydi. Ve sonra.. Tarihle tanıştım. Savaşların nasıl kazanıldığını, komutanların neyi nasıl öngördüğüünü, hangi hamlenin hangi psikolojiden doğduğunu okumaya başladıkça kendi iç dünyamdaki savaşların aslında dünya tarihindeki savaşlardan çok da farklı olmadığını gördüm. Ve tarihte beni en çok etkileyen örneklerden biri Selçukluların haçlılara karşı geliştirdiği stratejidir. Evet sayılar tarih boyunca abartılmıştır; 50.000 kişilik orduyla 600.000 kişi yendiler gibi mitlerle bezeli anlatılar vardır. Ama asıl gerçek şu; Selçukluların gücü sayı üstünlüğününde değil, akıl, zamanlama ve psikolojik üstünlük deydi. Onlar şunu çok iyi biliyordu her savaş meydanda kazanılmaz. Bir zafer sadece kılıçla değil, akılla, sabırla,taktikle inşa edilir. Rakibini zayıflatmanın yolu bazen saldırmak değil, onun hata yapmasını beklemektir. Selçuklu komutanları, haçlı orduları ile karşılaştıklarında sayıca az olsalar bile, Coğrafyayı okuma yetenekleri, düşmanı şaşırtan yönlendirme hareketleri ve psikolojik üstünlük sayesinde savaşları kendi lehlerine çevirdiler..Dağları, vadileri, geçitleri; sadece bir coğrafi unsur olarak değil, bir Satranç tahtası gibi gördüler. İşte beni etkileyen de buydu; sayı değil strateji güç değil zihin saldırı değil sabır. Çocukluğumda evdeki çatışmalar arasında geliştirdiğim o denge kurma refleksi, tarihle birleşince daha büyük bir bilinç haline geldi. artık şunu biliyorum; bir insanın en büyük gücü bağırmak değil, okumaktır. Bir durumun üstesinden gelmenin yolu saldırmak değil, stratejik geri çekilmektir. Manevi bir savaş bile ancak içsel disiplinle kazanılır. Bazen en büyük zafer, kimseyi yenmek değil, kendini yönetebilmektir. Selçuklular bana bunu öğretti; bir savaşın kazananı, önce kendi iç Savaşını yönetebilen kişidir. Ben hayatımın her alanında ilişkilerimde, kararlarımda, sessizliklerimde, adımlarımda kendimi bir strateji ustası gibi görmeye başladım. Çünkü büyüdüğüm ev bana zorunlu bir askeri eğitim gibi geldi; tarihe olan tutkum ise bana bunun teorisini öğretti. Ve bugün ne bir savaş alanında yaşıyorum, ne de bir komutanım. Ama ruhumda hala o strateji bilinci var. Barış‘ı seçmenin savaşmaktan daha büyük bir güç olduğunu bilen bir bilinç.

EBRULİ