SARMAL

Hiç kendine şunu sordun mu: “Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum, neden aynı döngülerde kayboluyorum?”Ben sordum. Çünkü bu sadece bir günlük bir sarmal değildi.Yıllarca süren, kendini tekrar eden, derin ve yorucu bir döngüydü.İnsan, o derin uykusundan uyanmadıkça bazı şeylerin nedenini tam olarak anlayamıyor. Belki de uyanmanın da bir zamanı olduğu için hemen uyanamıyor insan, her şeyin cevabı hemen gelmiyor. Hemen Dönüşemiyor insan.Çünkü dönüşüm hazır olmakla ilgili. Eğer hazır değilsen, o döngüler kendini tekrar etmeye devam eder. Ta ki sen, içten içe dönüşmeye hazır olduğunu kabul edene kadar.
Benim döngüm, sürekli sevgimi ispat etmek zorunda kalmamla ilgiliydi. Verdikçe, sevgimi kabul etmeyen ya da daha fazlasını isteyen insanların olduğu bir sarmalın içindeydim ben..Bir noktadan sonra kendime şu cümleyi fısıldarken buldum;“Demek ki sevgim yeterli değil. Eksik olan benim. Daha çok vermem gerekiyor.”Bu inanç içime yerleştikten sonra döngüm hiç durmadan başa sardı.Ve bu döngülerin içinde öyle bir an geliyor ki; her şey güzel olacak gibi hissediyor insan. O kişi sana yaklaşıyor gibi oluyor, umut doluyorsun. Sonra birden geri çekiliyor ya da sessizliğe bürünüyor.Sen yine bekliyorsun.Yine umut ediyorsun.Duyguların bir yükseliyor, bir sönüyor.Ve en trajikomik tarafı, tüm bu karşılıksızlığa rağmen sevgi vermeye devam ediyorsun..Çünkü iç sesin sana şöyle diyo;“Bu kadar verdim, bir gün karşılığını göreceğim.”

İşte bu iç ses, seni o kişiyle bağda tutan en güçlü inanç hâline geliyor.Sanki seninle ama seninle değil gibi bir hâl. Bunu içten içe hissediyorsun zaten.Bu sarmalda, insanlar seni sürekli kendini ispat etmeye, sabretmeye ve daha çok vermeye çağırıyor. Fakat bu çağrı, seni kendi öz ışığından uzaklaştırıyor.Bu döngüden ancak ruhun gerçekten çıkmak isterse kurtulabilirsin.Eğer bir gün kendine şunu söyleyebilirsen..“Artık daha fazla vererek sevilmek istemiyorum. Bu dengesiz alışverişin içinde olmak istemiyorum.”dersen İşte o an, dönüşümün ve uyanışın başlıyor…

Çünkü ispatlı sevgi, ya da sevgiyi karşılıklı kılmak için yapılan fedakârlıklar, insanı fark etmeden içten içe tüketiyor. Güzel anlar çabuk geçiyor ama sabırla geçmesi beklenen dönemler uzadıkça, ruh bu yükü taşıyamaz hâle geliyor. İlk başta heyecanlı gelen ilişkiler,duygular bile, eğer yönsüzse, sonunda insanı yavaş yavaş tüketiyor.Eğer sen de şu an bu döngünün içindeysen ve çıkmak istiyorsan, gel beraber bu sarmaldan çıkalım.Biliyorum, sen hep verdin.Hep umut ettin.Hep sabrettin.Ama artık zaman, sevgi için savaşma zamanı değil.Zaman, ışığını kimseye ispatlamadan parlatma zamanı.Çünkü gerçek sevgi; emekle değil, hizalanmayla seni bulur.

Ve sen hazır olduğunda, o zaten seni tanır…

EBRULİ


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir