KENDİ DEĞERİNE UYANAN KADIN, DÜNYAYI UYANDIRIR..

Bir kadın kendi değerini anladığı gün, hayatının yönü değişir. Artık ne sevilmek için çırpınır ne de anlaşılmak için kendini paralar. O günden sonra ne gözyaşı zayıflıktır onun için, ne de yalnızlık bir eksikliktir. Çünkü bilir;Kendini bilenin kimseye kanıt borcu yoktur.

Kendi değerini bilen kadın, önce kendine ayna tutar. Yüzleşmekten kaçmaz, kırgınlıklarını gizlemez, eksiklerini de fark eder. Ama kendini eksiltmez. Ne geçmişin yüküyle diz çöker ne de bir başkasının sevgisiyle ayağa kalkar. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmiştir. İşte bu yüzden; o artık sadece bir kadın değildir, aynı zamanda bir duruştur…

Bu kadının, oyunlara karnı toktur. Sözlerin değil, eylemlerin izini sürer. Güzel cümleler duymak için değil, gerçek bağlar kurmak için konuşur. Onunla yürümek isteyen biri, dürüst olmak zorundadır. Maskelerle geleni anlar. Beklentilerle yaklaşanı görür. Ve birini hayatına alacaksa, o kişiyle birlikte büyüyebileceğine inanmalıdır.

Kendini bilen kadın, bir erkeğe hayat vermek için değil, ortak bir hayatı büyütmek için dokunur. Onun sevgisi, boşluk doldurmaz; yol açar. Sırtında taşınmak değil, omuz omuza yürümek ister. Çünkü bilir ki, gerçek sevgi eşitlikte filizlenir. Ne biri diğerinin önünde olmalıdır ne de arkasında. Yan yana yürüyebilenler, bir ömrü paylaşabilir.

Böyle bir kadının hayatındaki seçimler de sıradan değildir. O, kalabalığın içinden çıkıp gelen değil, kalabalıktan sıyrılanı seçer. Onun dikkatini çeken, göz boyayan değil; yüreğini derinleştiren olur. Güçten büyülenmez ama cesarete saygı duyar. Paraya değil, karaktere bakar. Çünkü bilir: Sahip olunanlar geçicidir, ama kim olduğun, seni sonsuza kadar tanımlar.


Bu yüzden onunla oyun oynayanlar çabuk kaybeder. Onu küçümseyenler, aslında kendi dar zihinlerinde boğulur. Onu oyalamaya çalışanlar, onun sessiz gidişiyle yüzleşir. Çünkü kendi değerini bilen bir kadın, bir ihtimal uğruna kendini harcamaz. Sevgi için mücadele eder, ama asla kendini kaybetme pahasına değil…

O, kendi yalnızlığını anlamış bir kadındır. Ve bu yüzden, yalnız olmaktan korkmaz. Çünkü bilir ki; yalnızlık, kendini duymak için bir fırsattır. İç sesiyle barışmış bir kadının, dış dünyanın gürültüsüne ihtiyacı yoktur. O artık eksilmez, tamamlanmak istemez; sadece paylaşmak ister.

İşte böyle bir kadın, kendisiyle büyümek isteyen birini seçer. Onunla birlikte yeni yollar arayanı, birlikte dönüşen, birlikte gelişen birini… Aşka “bitmek” değil, “ilerlemek” diyen birini… Zorlukta kaçmayanı, başarıda kibirlenmeyeni… Onunla birlikte yürürken, onun elini değil yüreğini tutanı…

Bu kadın bir devrimin sesidir. Sessiz, ama sarsıcı… Sade, ama güçlü… Derin, ama açık… O, yeni bir çağın habercisidir. Ve o çağda, kadın artık bekleyen değil, seçen taraftadır. Çünkü artık bilir; Seçilmek değil, uyum içinde yürümek değerlidir. Oyunlar değil, yol arkadaşlıkları kıymetlidir.

Her kadın bu güce sahip. Ama bu güç, başkalarına değil, önce kendine inanmakla başlar. Kendini olduğun gibi kabul etmekle, sınırlarını çizebilmekle, “hayır” diyebilmekle başlar. Kendini tanımakla, geçmişi affetmekle, geleceği umutla kucaklamakla başlar. Ve o gün geldiğinde, hiçbir fırtına onu sarsamaz. Çünkü kökleri kendine uzanır.

Ve unutma güzel kadın,sen sadece sevilmeyi bekleyen bir yürek değil, kendi ışığını taşıyan bir evrensin. Kendi kıymetini bilen bir kadın olduğunda, yalnızca hayatını değil, çevrendeki dünyayı da değiştirirsin. Çünkü sen kendine sahip çıktığında, diğer kadınlara da yol olursun. Sesin titremesin, adımın tereddütsüz olsun. Sevgiyle değil, bilgelikle yürü. Seni eksilten değil, büyüten ne varsa orada kal. Çünkü sen, sıradan bir hikâyenin değil, kendi efsanenin kahramanısın.

Ve hep hatırla: Senin değerini ölçebilecek bir teraziyi, henüz kimse icat etmedi…

EBRULİ






Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir