İNSANIN EVİ NERESİ ?

Adamın birisi vaktiyle oğluna bir nasihat vermiş. Ama öyle bir defalık söylenenlerden değil bu. Yeri geldikçe, zamanı geldikçe tekrar etmiş. Oğlum demiş, gittiğin her yere bir ev yaptır. Oğlu da her seferinde hay hay baba dermiş. Baba bununla yetinmemiş ama tekrar tekrar söylemiş, yine hatırlatmış; Oğlum bak, unutma… Gittiğin her yere bir ev yaptır. Zaman geçmiş, oğlan büyümüş, belli bir yaşa erişmiş. Hayata karışmış. Ticarete atılmış, işleri açılmış, parası çoğalmış. Zengin olmuş yani. Ve gerçekten… Babası ne dediyse onu yapmış. Nereye ticaret için gitse oraya bir ev yaptırmış. Nereye ziyaret için gitse oraya da bir ev yaptırmış. Yıllar geçmiş, evler çoğalmış, anahtarlar artmış. Bir gün baba yine aynı sözü söylemiş ? oğul bu sefer durup gülümsemiş; tamam baba demiş. Baba dönüp bakmış; ne tamam oğlum? Oğul biraz gururla, biraz da rahat bir sesle anlatmış; her yerde bir evimiz var baba. Ben nereye ticaret için gittiysem, nereye ziyaret için gittiysem oraya bir ev yaptım. Baba biraz susmuş. Hani bazen insan cevap vermeden önce susar ya… İşte o susuş.Sonra içini çekmiş; ah be oğlum… Demiş sen bunu öyle mi anladın?Oğul şaşırmış evet baba demiş… Siz gittiğin her yere ev yaptır dediniz. Ben de aynen dediğinizi yaptım. Baba başını sallamış sesini ne yükseltmiş ne düşürmüş; benim kastım bu değildi be yavrum, demiş ben mecazen söyledim. Oğul sormuş neyi kastettiniz o halde babacığım demiş? Baba anlatmaya başlamış; ben sana şunu demek istedim evladım . Gittiğin her yerde bir dostun olsun. Kapısını teklifsiz çalabileceğin. Seni misafir Edip ağırlayacak. Derde düştüğünde merhaba dediğinde derdini çözebilecek. Mahsun olduğunda yüzünü güldürebilecek bir dostun olsun. Ev yaptırmaktan kastım buydu, demiş. Her yerde bir gönül edinecektin. Sonra da eklemiş sen meseleyi çok yanlış anlamışsın oğlum sen gitmişsin her yeri ev yaptırmışsın.Velhasıl kelam bu hikaye bende hep şunu düşündürüyor; insan bazen söyleneni değil, işine geleni anlıyor.Daha doğrusu, hazır olduğu kadarını. Hayat bize sürekli sağlam dur diyor ya hani. Biz de hemen duvar örüyoruz. Ev yapıyoruz düzen kuruyoruz, garantiye alıyoruz. Ama fark etmeden kendimizi de kapatıyoruz. Ev dediğin şey sadece dört duvar değil aslında. Ev içeri girdiğinde oh be dediğin yerdir. Kasılmadığın, rol yapmadığın, susabildiğin yerdir. Bir şey anlatmak zorunda hissetmediğin yerdir. İnsan bazen güçlü görünmek için herkesle arasına mesafe koyuyor. Ama o mesafeler arttıkça yalnızlık da artıyor. Sonra bir gün bakıyorsun; evlerin var. Adreslerin var. Ama gidecek hiçbir yerin yok. Kapıyı çalabileceğin biri yok sana gel diyecek biri yok. Yükünü bırakabileceğin bir omuz yok. Babanın tam da anlatmak istediği buydu aslında. Her yere ev yap demiyordu her yerde yerin olsun diyordu. Bir gönülde… Bir hatırda… Birinin hayatında… Çünkü insanın gerçek ihtiyacı barınmak değil. İnsanın ihtiyacı koşulsuz anlaşılmak. Birinin seni yargılamadan dinlemesi. Çözüm üretmeye çalışmadan, nasihat vermeden, sadece yanında durması. İşte orası ev. Bugün dönüp baktığımda bende şunu net görüyorum; ev yapmak çok kolay. Para bulursun, duvar örersin. Ama bir gönülde yer edinmek zordur. Zaman ister. Emek ister. Samimiyet ister. Dürüstlük ister. O yüzden bende artık gittiğim her yere ev yaptırmaya çalışmıyorum. Gittiğim her yerde biraz daha insan olmaya, bir Selamı esirgememeye, bir gönlü incitmemeye çalışıyorum. Çünkü günün sonunda herkes bir yere gider. Ama insan, kendini rahat hissettiği yerde kalır.

Ve insan ömrü boyunca hep bir şeyleri yerine koymakla meşgul oluyor. Eşyayı, işi, düzenini… Ama asıl mesele, kendini bir yere koyabilmek. Bunu başarabildiğin yer, zaten senin yerindir. Gerisi sadece adres.

EBRULİ