Hayatınızın bir döneminde mutlaka şöyle bir cümle kuracaksınız;”Ben eskisi gibi parlamıyorum.. içimde bir şey soldu.” çünkü bazı insanlar vardır, senin ışığını görür ama onunla birlikte yürümek yerine onu söndürmeye çalışırlar. Bazen fark etmeden bazen bile isteye… Ama mutlaka karşılaşırsın. Bu kader değil, imtihanın bir parçasıdır.
Her insanın hayatına bir sebep için girer. Kimisi sana sevgiyi öğretir, kimisi sabri, kimisi sınır çizmeyi…. Kimisi karanlığın ne kadar ağır olabileceğini. Bu karanlık yüzünden kendini sorgularsın; ben mi yetmedim? Ben mi yanlış yaptım? Ben mi fazla ışık saçtım? Oysa sorun sende değildir; kimi gözler parıltıya dayanamaz..
Işığını söndüren insanlar genellikle kendi eksikliklerinin gölgesinde yaşarlar. Senin mutluluğun, cesaretin, enerjin, onlar için bir hatırlatmadır. “Benim yapamadığımı,o yapıyor. “ bu yüzden seni küçültmeye, değersizleştirmeye, parladığın yerlere perde çekmeye çalışırlar. Ne kadar çok çabalasan da yetmez, çünkü amaç seni anlamak değil, seni ve ışığını kısmaktır..
Bir gün ansızın fark edersin; ışığın artık başkalarının elinde. Onay beklemekten, sevilme açlığından, hayal kırıklıklarından…. Sanki kendi ışığından uzaklaşmışsın. İşte o an en kritik dönemeçdir. Bazıları bu karanlıkta kalır; bazıları ise içindeki kıvılcımı tekrar aramaya başlar.
Aslında o karanlık dönem, Allahın seni hazırladığı yerin ta kendisidir. Çünkü en parlak insanları önce zayıflıklarınlarından geçirir. Kırılmadan güçlenemezsin, kaybetmeden şükredemezsin, düşmeden yükselmeyi öğrenemezsin. Işığını söndürenler seni yıkmak için değil seni terbiye etmek için gelir. Ve giderken ardında çok değerli bir şey bırakır; kendine dönüş fırsatı..
Bir gün bütün bu yorgunlukların ortasında fark edeceksin… Aslında ışığını hiç kaybetmemişsin. Sadece yanlış kişilerin ellerine teslim etmişsin. Çünkü kendi ışığını koruyamadığında hayat sana öğretmek için karanlığı gönderir; korumayı öğrendiğinde ise mükafatını.
Ve sonra her şey bitti sandığın bir anda. Allah senin karanlığını görür ve seni oradan çekip çıkaracak birini gönderir. Bu kişi senden bir şey almak için gelmez; seninle birlikte büyümek için gelir. Işığını kıskanmaz onunla gurur duyar. Parladığında gölgede kaldığını düşünmez, iyi ki parlıyorsun der. Ve en önemlisi, senin ışığını çoğaltmak için elinden geleni yapar. Çünkü Allah bazen insanları şifa niyetiyle yollar..
Unutma;
Sen yeterki artık kendi ışığını elinde tut. Kimsenin söndürmesine izin verme. Seni karartanları affet ama kapına açık bırakma. Çünkü hayatın en güzel dönüşümleri en çok yorulduğun dönemlerden sonra gelir.
Işığını söndürenlerle Sınanacaksın… Ama sonra Allah, çektiklerinin mükafatı olarak seni yeniden parlatacak olanı gönderecek. Sen sadece ışığını kaybettiğine inanma o hep sendeydi. Şimdi hatırlama zamanı.
EBRULİ…