Her gece uyurken ve her sabah uyanırken kulağımda yankılanan tek bir cümle vardı;“Sen artık çok sevme… Çünkü sen çok sevdiğin her şeyi toprağa veriyorsun.”Bu cümle, yıllarca içimde yankılandı. Ve bu ses,benim için bir gençliğe mal oldu. Henüz 19 yaşımdaydım. Başımda kavak yelleri, yüreğimde hayaller uçuşurken, nereden bilebilirdim ki kader, bana ölümle sınanmayı yazmış..İnsan hayatı boyunca birçok sınavdan geçer. Aşk, dostluk, ihanet, yalnızlık… Ama en ağır olanı nedir bilir misiniz?Ölümle sınanmaktır.En sevdiğini toprağa vermekle başlayan bir sınav… Ama sadece onun değil, kendi yarınını da o toprağa bırakıyorsundur aslında. Çünkü ölüm, geride kalanı öldürmese de eksiltir. Gülüşünden alır, sesinden alır, uykularından çalar. Bir zamanlar “ben” dediğin o neşeli çocuk gider, yerine sessiz bir enkaz kalır..Geride kalan, her gün biraz daha öğrenir susarak yaşamayı.Dışarıdan bakıldığında normal görünür her şey.Ama içten içe kanar insan, görünmeyen bir yerinden…Sadece o bilir;Toprağa verdiğiyle birlikte, hayatının da bir kısmı gömülmüştür..Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.Ama rabbine olan inancın der ki ölüm yokluk değildir, vuslattır ..Aslında doğumla başlar ayrılık, ölümle tamam olur kavuşma.”Ne kadar derin değil mi?Biz bu dünyaya bir misafirlik için geldik. Ve sevdiklerimizle aramıza giren ölüm, görünürde bir ayrılık olsa da, hakikatte ruhların ait olduğu yere dönüşüdür.Yani toprak, sadece bedenin gidiş kapısıdır.Ama biz kalanlar için… O toprak başka bir anlam taşır; Bir mezar değil, bir yük, bir sızı, bir boşluk…
“Her Şeyin Bir Bedeli Varsa, Sevmenin Bedeli de Yas Tutmaktır”
Zamanla şunu öğreniyorsun:Hayat, sevdiklerini senden almaktan asla vazgeçmiyor.Ve sen her defasında kendinden bir parça daha yitiriyorsun.Bir gün bir gülüşünü, bir gün bir anını, bir gün tüm çocukluğunu gömüyorsun o toprağın altına.Kimse sana söylemedi böyle olacağını.Kimse seni hazırlamadı.“Çok sevme” diyenlerin bile ne kadar doğru söylediklerini sen toprağın başında diz çöktüğünde anlarsın…
Geride Kalan Kimdir Biliyor Musun?
Geride kalan, sadece yaşayan değildir.Geride kalan; aynı acıyı her yıl dönümünde tekrar tekrar tadan,Bir mezar taşına bakarak sessizce dua eden,Ve her gece gözlerini kapatırken içinden bir fısıltıyla konuşan kişidir:“Ben seni çok sevdim… Belki de fazla sevdim. O yüzden senden sonrası hep eksik.”Ama zamanla öğreniyorsun acıyla yaşamayı.Yas tutmanın da bir edebi olduğunu,Ve sabretmenin seni de olgunlaştırdığını…Sabır, insanın kendisini Allâh’a teslim edişidir.Ve en büyük sabır, ölümle sınandığında gösterilir.Çünkü sevdiklerinin yokluğuna rağmen, yaşamaya devam etmek, nefes almaya çalışmak, belki de bu dünyanın en büyük imtihanıdır.Eğer bir gün, bir mezar başında dizlerin titrer, ellerin dua etmekte zorlanırsa… Bil ki yalnız değilsin.Biz toprağa sevdiklerimizi değil, yüreğimizin bir parçasını veriyoruz.Ve kalan ömrümüz boyunca o eksiklikle yaşıyoruz.Ama yine de umut etmekten vazgeçmiyoruz.Çünkü belki bir gün…Onun toprakla aldığını, gök bize yeniden verir.Başka bir biçimde…Başka bir boyutta…Ama mutlaka kavuşmak üzere.
EBRULİ
Bir yanıt yazın