NEDEN DUYGUSAL DOLANDIRICILARI ÇEKERİZ ?

Dönüşüm Kampında 15. Günüm;Saat: 02:59 suları.Şuanda çimenlerin üzerine uzanmış bir vaziyetteyim ama yıldızlar çimenlerin üzerinde yatarken bile tam görünmüyor. Ama olsun burada, görünmeyen şeyleri hissetmeyi öğreniyordum. Ruhumu dönüştürmek için gelmiştim bu kampa, ama karşılaştığım insanlar… sanki evren, bana aynalardan bir galaksi sunmuştu. Dinlediğim hikayelerle içimdeki yankılar titremeye başladı burada..

Burada tanıştığım ve kısa sürede içsel bir yakınlık kurduğum biriyle oturduk 2 saat önce,birden merakıma yenilip. “Neden geldin buraya?” diye sordum. Gözlerini kaçırdı önce,ama kalbi açıktı gördüm hissettim.. “Aslında hikâyemden utanıyorum,” dedi,ve devam etti “Ve artık o hikâyelerin başrolü olmak istemiyorum. Ruhumdaki bana ait olmayan duyguları dönüştürmeye geldim dedi.

Bir süre aramızda sessizlik oldu. Sonra gözümün önüne düşen saçı kulağımın arkasına ittirip gözlerime bakarak bana şunu sordu;“Kulaklarınla mı dinleyeceksin hikâyemi, yoksa kalbinle mi?”

“Kalbimle,” dedim, hiç tereddütsüz.Ve hikâyesini anlatmaya başladı. Derin, incitici ve tanıdık gelen bir hikâyeydi bu…Ben 36 yaşındayım.Çocukluğumdan beri beni duygusal olarak dolandıran insanları hayatıma çekiyorum. Her seferinde güveniyorum, kanıyorum. Sonra sadece kalbimi değil, cebimdeki paramıda alıp gidiyorlar. Bunun nedenini yıllarca bulamadım dedi.

En son yaşadığım travma ise bu kampın kapılarını açmama sebeb oldu.Güvendiğim bir arkadaşım sayesinde biriyle tanıştırıldım,” dedi. “Arkadaşım, o kişi hakkında o kadar güzel konuştu ki; içim rahatladı.Sonra yazışmaya başladık,telefon görüşmeleri derken. Sesindeki güven, kelimelerindeki sıcaklık…Bana Kendimi güvende hissettirdi.”

Aramızdaki bağ çok hızlı bir şekilde ilerledi. Sabah ’Günaydın’lar, akşam ’İyi geceler yoğun ve samimi gelen o ilgisine alışmıştım… Onunla tanıştığım dönem,hayatım oldukça sakin ve kontrollüydü aslında.O yüzden hataya açık hissetmiyordum kendimi sırf bu yüzden hiçbir kalkan kuşanmadım hoş kuşansamda bugüne kadar kimden koruyabildim ki kendimi,neyse işte kendimi korumak gibi bir derde de düşmedim..Ama işte tam da o sakinliğimde, duygusal bir boşluğum varmış ben nefsime yenilmiş kendimi kandırmışım artık kontrollüyüm diye..Neyse dedi hikayesini anlatmaya devam etti birgün bir iş fikrinden bahsetmeye başladı bana . Güzel kazançlar vadeden, kısa sürede geri dönüş alabileceği bir plan… Güvendim, destek olmak istedim.Cebimdeki son 200 bin lirayı çıkardım ona verdim ve o para dışında da hiçbir güvencem yoktu oda bunu biliyordu dedi..Parayı aldıktan sonra bir sessizlik oluştu,tanıyordum bu sahneyi ama ne fayda yine aynı hatayı tekrarladım,işte Mesajlar azaldı, aramalar yok oldu.Ve sonrada Adam ortadan kayboldu.Ben yine virane gibi kandırılmış bir şekilde ortada kaldım buraya gelmeden önce intihar etmeyi bile düşündüm biliyor musun dedi ama allaha olan inancım bundan alıkoydu beni,ama hep sordum Allah’a neden neden hep aynı insanlar hep aynı döngüler çok yoruldum bari ben alamıyorum sen al bu canımı diyordum yalvarıyordum ona.Ama bak işte şimdi buradayım ve yeniden bir Umudum oldu..Bu kamp, benim çok derin bir farkındalığa ulaşmamı ve yıllardır içimde saklı kalan bir gerçekle yüzleşmemi sağladı. Şunu fark ettim;Ben, aslında sadece 7 yaşıma kadar ailemle yaşayabildim.Ailemle yaşadığım süre zarfında,annemin ve babamın sevgisi hep şartlıydı. Sevilmem için bir şeyleri hak etmem, onların beklentilerini karşılamam gerekiyordu. Daha çocukken, karşılık vermeden sevilemeyeceğime öyle derinden inanmıştım ki… Sevgiyi almak için hep çabalamam gerektiğini düşündüm.Sonra, annem ve babam uyuşturucu bağımlısı oldukları için 7 yaşından sonra bir yetimhanede büyüdüm. Orada da sevgi yine şarta bağlıydı. Arkadaşlarımın bile sevgisi, ilgisi, bir şey vermeme, bir şekilde “yararlı” olmama bağlıydı. Zamanla buna tamamen inandım. Sanki dünyadaki herkes böyleydi ve bu da “normal” olanıydı. Sevgi, ancak bir şey verirsem hak ettiğim bir şeydi. Aksi halde, layık değildim.
Yıllar boyunca bu inançla yaşadım. Bu yüzden, hayatıma hep beni duygusal ya da maddi olarak istismar edecek insanları çektim. Çünkü içten içe, sevgi ancak acı çekerek kazanılır sanıyordum. Hep bir karşılık verme, kendimi kanıtlama çabasındaydım.
Ama şimdi, 36 yaşımda, ilk kez başka bir pencereden bakabiliyorum kendime ve geçmişime. Bu kamp sayesinde… Sana şimdi bunları böyle anlatabiliyor olmam kolay değil, ama burada yaşadığım kırılmayla, içimde bir yer ilk defa yumuşadı. Sanki o küçük çocuk ilk defa gerçekten duyuldu, ilk defa koşulsuzca sarıldı.Artık biliyorum ki: Sevgi, bir pazarlık değil. Bir hak ediş ya da sınav değil. İnsan sadece olduğu haliyle, hiçbir şey vermeden de sevilebilir. Ve ben, yıllar sonra bunu ilk kez gerçekten hissediyorum.Ve hayat, aslında hiç kimse için kolay değil. Hepimizin taşıdığı yükler, çocuklukta başlayan izler, görünmeyen savaşları var. Kimimiz sevgiye hasret büyüdük, kimimiz sevilmenin ne olduğunu bile öğrenemeden hayata karıştık.Benim hikâyem de tam olarak böyle işte.Sevginin hep bir bedeli olduğuna inanarak büyüdüm. Çocukken, ancak bir şey verirsem sevilebileceğimi düşündüm. Bu düşünce, öyle derin bir yere yerleşmişti ki, yıllarca hayatıma hep aynı döngüde insanlar çektiğimi fark etmedim. Hep beni yoran, tüketen, içimdeki değeri görmeyen insanlarla mücadele ettim. Çünkü kendimi olduğum haliyle değerli görmeyi hiç öğrenememiştim.Ama insanın hayatında bazı anlar vardır, seni uyandırır. İşte bu kamp, benim uyanışım oldu. Kendime ilk kez içeriden bakabildim. O küçük çocuğu gördüm. Sadece sevilmek isteyen, hiçbir şey vermeden de değerli olduğunu bilmeye ihtiyaç duyan o çocuğu…
Şimdi biliyorum ki: Sevgi pazarlık değildir. Koşulsuz sevgiye herkes layıktır. En çok da çocukken sevgiye doyamayan bizler…
Yani demek istediğim şu ki.Hayat kimse için kolay değil. Ama önemli olan, bir gün durup kendine sormayı göze almak… “Ben gerçekten ne yaşıyorum?” demek. Uyanmak, zincirleri kırmak ve kendin için başka bir yol seçmek…Ben 36 yaşımda bu adımı attım. Geç değil. Hiçbir zaman geç değil.dedi ve sözlerini sonlandırdı.Ve hiç susmadan sümüklü çocuklar gibi ağlayan bana da kocaman sarıldı.

Hikayesini bizlerle paylaştığı içinde ona burdan da ayrıca kucak dolusu sevgiler gönderiyoruz..

EBRULİ





Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir