KENDİMDEN TAŞTIM BAŞKALARININ KALBİNE AKTIM..

Çok yakın zamana kadar büyük hayallerim vardı, hedeflerim vardı, hırslarım vardı. Daha çok çalışmalı, daha çok kazanmalı, daha yükseğe çıkmalıydım. Başarı, bana öğretilen şekliyle hep somut bir zirvedeydi; bir makam, bir unvan, bir alkış ya da övgüde saklıydı. Ve ben de o zirveye ulaşmak için yıllarca durmadan yürüdüm,kendimi geliştirdim..Yorulsam da devam ettim. Çünkü hayatın anlamının bu çabanın sonunda geleceğine inandırılmıştım.

Ama şimdi,her şey değişti.

Ne büyük bir felaket yaşadım, ne de ani bir olay oldu. Aksine sanki gözümde yıllardır duran bir perde sessizce aralandı. Her şey yerli yerinde görünüyordu ama içimde bir boşluk hiç durmadan büyüyordu. Dışarıdan başarı gibi görünen o “hedefler”, iç dünyamda beni asla tatmin etmiyor, hatta gittikçe beni tüketiyordu.

İnsanlara yardım etmeyi hep severdim ama bu durum,hayatımın merkezinde hiçbir zaman olmamıştı. Oysa o boşluk, sadece başkalarına fayda sağladığımda biraz olsun doluyordu. Bu farkındalıkla birlikte, içimden bir ses yükseldi; “Geri kalan hayatını yardıma muhtaç insanlar,ve çocuklar için yaşasan, ne olur?”

İşte bu sorudan sonra yönümü değiştirmeye karar verdim.

Hiç düşünmeden bir yardım vakfına başvurdum. Önce gönüllü olarak küçük görevler aldım. İhtiyaç sahiplerine gıda ulaştırdım, çocuklarla vakit geçirdim, yaşlıların dertlerini dinledim, evsizlerle sohbet ettim. Ve sonra fark ettim ki;Kendimden verdiğimi sandığım her an, aslında kendimi bulduğum anlara dönüşüyordu. Onlara yardım ederken, aslında ben iyileşiyordum. Kalbimdeki eksiklik yerini huzura bırakıyordu…

Hayatımın ritmi yavaşladı ama anlamı derinleşti…

Sabahları artık koşturmaca içinde değil, iç huzuruyla uyanıyorum. Her gün nereye gideceğimi değil, kime nasıl dokunacağımı düşünüyorum. Başarıyı artık bir unvanda ya da kazançta değil, bir çocuğun gülümsemesinde, bir annenin duasında, yaşlı bir adamın “İyi ki varsın” deyişinde buluyorum…

İtiraf etmeliyim ki, bu dönüşüm kolay olmadı.Çünkü dünyevi hırslardan arınmaya çalışmak büyük bir sınavdır..Bazen eski benliğim kulağıma fısıldıyor;“Ne yapıyorsun, bu yoldan ne kazanacaksın?” Ama zamanla gördüm ki, en büyük kazanç kalpten gelen teşekkürdür. Gönülden yapılan bir yardım, hiçbir maddi değerin yerine geçemeyeceği bir doyum sağlıyor insana…

Şimdi, arkama dönüp baktığımda, o eski koşuşturmanın içindeki halime üzülmüyorum. Çünkü o yol, beni bugünkü halime getirdi. Artık biliyorum;Hayat, sadece kendin için yaşandığında eksik kalıyor. Gerçek bütünlük, başkalarının hayatına ışık olabildiğinde ortaya çıkıyor.

Geriye kalan ömrümü insanlara yardım ederek geçirebilirim diye hissediyorum artık. Çünkü bu yol, bana hem kendimi unutturuyor hem de kendimi yeniden tanıtıyor. Her adımda biraz daha insan oluyorum. Ve şimdi anlıyorum;Hayatın anlamı, “Ben ne kadar aldım?” değil, “Ben kimlere ne verebildim?” sorusunda gizli..

Bu benim hikâyem.

Ve belki de senin hikâyenin başlangıcı olabilir.

Eğer senin de içinde bir yerlerde “Ben de bir şey yapabilirim” diyen bir ses varsa, onu susturma. Gönüllülük, sadece zamanını vermek değil; kalbini, vicdanını, insanlığını da ortaya koymaktır. Herkes dünyayı değiştiremez belki ama birinin dünyasını değiştirmek, senin ellerinde olabilir.

Hepimiz zaman zaman yorgun düşeriz, yönümüzü kaybederiz. Kalabalıklar içinde bile kendimizi yalnız hissedebiliriz. İşte tam da o anlarda, bir başkasının hayatına dokunmak, aslında kendi hayatımıza yön vermenin en sade yoludur. Küçük bir yardım, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Bazen bir tebessüm, bazen bir sıcak çorba, bazen de sadece “Ben buradayım” demek, birinin karanlığında umut ışığı olabilir..

Sen de bir gün “Hayatımın anlamını yeniden buldum” demek istiyorsan, bir yerden başla. Beklemene gerek yok. Çünkü yardım eli uzatmak için mükemmel bir an yoktur, sadece bir niyet yeterlidir…

EBRULİ