İNSANI İÇİNE KAPATAN EN DERİN KIRILMA NEDİR ?

Biz insanlara bir günde güvenimizi kaybetmedik lafının altını dolduran o hikaye sizlerle…

Uzak bir şehirden yola çıkan bir yolcu, günün sonunda yorgun ve aç bir halde küçük bir köydeki bir evin kapısını çalar. Kapıyı açan yaşlı adam, yolcuyu tereddütsüz içeri davet eder.Ona yemek verir, sohbet eder ve geceyi geçirmesi için sıcak bir yer hazırlar.Adam, misafirine içtenlikle davranmıştır.Ve çok iyi ağırlamıştır..

Sabah olduğunda yolcu erkenden kalkar. Ve sessizce dışarı çıkar. Ahıra yönelir, yaşlı adamın atını alır ve kimseye fark ettirmeden oradan uzaklaşır.

Kısa bir süre sonra, yaşlı adam uyanıp ahıra gittiğinde atın yerinde olmadığını fark eder. Ne olduğunu anlaması uzun sürmez. Misafir olarak ağırladığı kişi, onun iyiliğini suistimal etmiştir. Bir an durup düşündü. İçinde bir öfke değil, derin bir kırgınlık hissetti. Hemen dışarı çıkıp yüksek bir sesle bağırdı:

“Dur yolcu!”

Yaşlı adamın sesini duyan yolcu, az ileride atı sürerken durdu ve arkasını döndü. Yaşlı adam seslenmeye devam etti..

“Atı geri getirmene gerek yok yolcu. Onu almış olman canımı hiç acıtmadı. Zaten yaşlıydı, yol bile zor gidiyordu. Ama bilmeni istediğim bir şey var..Sen sadece atımı değil, insanlara olan güvenimi de çaldın.”

Yolcu donakaldı. Adam sözlerine devam etti;

“Bundan sonra bir garip kapımı çaldığında, bir yolcu yolu sorduğunda, içimde bir ses ‘Ya yine kandırılırsam?Ya amacı farklıysa ?’ diye fısıldayacak. Belki gerçekten yardıma muhtaç birini geri çevireceğim. Belki bir açın doyacağı sofrayı kuramayacağım. Sen bir atı değil, belki de başkalarına ulaşacak on iyiliği çaldın benden.”

Bu sözleri duyan yolcu başını eğdi. Ne özür dileyebildi ne geri dönebildi. Sessizce yoluna devam etti. Ama yaşlı adamın kalbinde açılan yara, kolay kolay da kapanmadı..

Yani güven, insanın en hassas, en değerli emanetidir. Sadece iki kişi arasındaki ilişkiyi değil, insanın dünyaya bakışını, iyiliğe güzelliğe olan inancını belirler. Bir kez kırıldığında ise, kaybolan sadece ilişkiler değildir; kişinin içinde sessizce açılan derin yaralardır.

Birine neden güvenir insan? Çünkü o insanda iyi niyet, dürüstlük ve samimiyet gördüğü için. Kalbini ona açarsın, çünkü iyiliğe ve sadakate tutunmak istersin..Ancak bir gün, o insan sana ihanet ettiğinde, sadece bir söz veya maddi bir kayıp değil, tüm hayallerin, umutların ve insanlara dair inancın yıkılır.

insanın güveninin kırılması,insana büyük bir yalnızlık getirir aslında. Bu yalnızlık, kalpte büyür, insanın içine işler. Çünkü güven kırıldığında, insan sadece o kişiye değil, kendine, dünyaya ve hatta insanlığa da kırılır..

Şüphe, hayatınının yeni bir gerçeği olur. Her yüzün ardında bir gizem, her sözün ardında bir yalan ararsın..
Kalbini kapatır, yeni insanlara sırtını döner, kendini korumaya alırsın..Ve ne yazık ki;güven kolay kolay onarılmaz. Bir kere kırıldığında, arkasında bir enkaz bırakır. Bu enkaz; yalanlar, hayal kırıklıkları, acılar ve umutsuzluktur.İnsan, o enkazın üstünden yürürken her adımda geçmişin acısını hisseder. Bir daha o eski saf ve temiz haline dönmek zordur. Çünkü kırılan güven, yalnızca ilişkileri değil, insanın dünyayı algılayışını da değiştirir.Güven kırıldığında, sadece bir bağ değil, içinde kurduğun dünyanın temeli çöker.


Peki nasıl yaşanır kırılan güvenle ?

Yaşarsın.Yaşamak zorundasın. Ama artık eskisi gibi değil.

Her sözden şüphe duyarsın,

Kendi duvarlarını örersin,

Başkalarına açılmaktan korkarsın,

Dürüst insan gördüğünde onu bile sorgularsın sözlerinin her kelimesinin altında birşey ararsın.

Kendi içinde yalnız kalırsın.

Oysa güven, insanın en temel ihtiyacıdır. Kırıldığında ise insan, eksik ve yaralı kalır.

Bu yüzden, güveni vermek bir armağan, onu kırmamak ise en büyük sorumluluktur. Çünkü bir insanın dünyasını yıkmak kolaydır; yeniden inşa etmek ise mucize ister…

Eğer birinin güvenini kırdıysanız bilmelisiniz ki sadece karşınızdakini değil, insanlığın en saf yanına da zarar vermiş oluyorsunuz..

Ve eğer güvenimizi yitirdiysek, unutmayalım ki iyileşmek zaman alır, ama yeni bir insan olarak doğmak’da her zaman mümkündür.

Güven, insan ruhunun en kırılgan ama en kutsal mirasıdır. Ona sahip çıkalım…

EBRULİ











Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir