Dün çok uzun zaman sonra yıllarca aynı apartmanda oturduğum eski ve çok sevdiğim bir arkadaşımla karşılaştım. Belki yıllar oldu birbirimizi görmeyeli. Sosyal medya dışında birbirimizi görmemiştik bu süreçte,ve uzun yıllar gerçek hayatta yollarımız hiç kesişmemişti.Ama o, kalbimi ve ruhumu en iyi tanıyan insanlardan biriydi. Annesinin vefatından sonra hayat, ikimizin arasına binlerce kilometre soktu dünyanın bir ucuna gittiler babasıyla. Ve sonra herkes kendi hayatına dağıldı, sessizce. Ama dün uzun uzun hasret giderdik. Oturduk, konuştuk, ağladık,güldük, sustuk.
Ve sonra birden bana şöyle bir soru sordu ;
Ebru, seni insanlar çok yanlış tanıyor. Bunun ne kadar farkındasın?
Bu soru beni hazırlıksız yakaladı. “Neden böyle bir şey sordun ki? Ne oldu?” diye sorduğumda anlattı;Benden önce başka biriyle buluşmuş. Ortak tanıdığımız bir çocuk ama benim birebir diyaloğum çok yok o kişiyle.Konu bir şekilde bana gelmiş ve o kişi benim hakkımda şu cümleleri kurmuş;
“O kız sadece kendi keyiflerinin peşinden gidiyor. Başkalarının duygularını önemsemiyor bence. Evet, çok çekici bir ışığı var ama o ışık bana çok sahte geliyor. Negatif bir enerjisi var, sanki her şey onun etrafında dönüyor sanıyor. Lüksede çok düşkün bence, içten pazarlıklı. Onun gibi insanlar genelde büyük hayal kırıklığı olur.”
Bu sözleri duyduğumda içimde bir yumru oluştu yalan yok ama şaşkınlıktan değil,üzüldüğüm için.Arkadaşım bu sözler karşısında şaşırmamı bekliyordu ama hiç şaşırmamıştım..Ve devam etti ona şu sözleri söyledim dedi.
Sen o kızı kendi içsel güvensizliklerin yüzünden bir tehdit olarak algılıyorsun. O kızın kendi ayakları üzerinde durması, bağımsız olması, kendine ait bir yol çizmesi sana bencilce geliyor. Ama bu senin bakış açın. Oysa onun otantik duruşu senin sınırlarını tetikliyor. Kendi ışığını araması, kendini tanımaya çalışması sana gösteriş gibi geliyor ama aslında o ışığın kaynağı senin hiç görmeye cesaret edemediğin bir yerden geliyor. Eğer derin bir yerden bakabilseydin onun sahici niyetini görebilirdin. Onu yüzeyden okuyarak büyük bir yanılgıya düşüyorsun ve hem ona hem kendine haksızlık ediyorsun..
Arkadaşımın bu sözleri, içimde gizlice sarılmak istediğim bir yara bandı gibiydi. Çünkü ben, hayatım boyunca en çok “bencil” yaftasına maruz kaldım. Oysa bu dünyada başaramadığım tek şey, gerçekten bencil olmak oldu. Hep kendimden vererek yaşadım. Elimde ne varsa önce sevdiklerime uzattım. Kendi ihtiyaçlarım önceliklerim varken bile onların eksiklerini kapatmayı seçtim. Ama bu kimsenin bildiği bir şey değildi çünkü hiçbir zaman bunu anlatma gereği duymadım. “Öyle sansınlar” deyip sustum. Allah biliyor ya, yeter dedim. Ve hep şöyle düşündüm;
Beni gerçekten görmek isteyen, o kapıyı aralayıp özüme ulaşsın dedim..
Ama bu defa içimde bir şey kırıldı. Çünkü bu sözler, sadece bir kişinin önyargısı değildi. Toplumun geneline yayılmış, yüzeyde gezinen, içe bakmaya üşenen bir algının dışa vurumuydu. Artık bunu yazıya dökmek istedim.
Önyargı bir put gibidir.
Kırması zordur, yaklaştıkça seni de keskinleştirir.
Ve sen kendini anlatmadıkça o put büyür.
Ben hiçbir zaman herkesin beni anlamasını beklemedim. Ama anlamayanların beni yargılamasını da kabul edemedim. Çünkü insan bazen sadece görülmek ister. Abartılmadan, yanlış anlaşılmadan, etiketlenmeden. Sadece olduğu gibi…
Hayat bana şunu öğretti;
Kendine sadık kalan insanlar, çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Çünkü çoğu insan, başkalarının sadakatini kendine ister, kişinin kendi yoluna değil…
Ama ben bu yolda yürümeye devam ediyorum. Eksiklerimle, fazlalıklarımla, suskunluklarımla, mücadelelerimle… Eğer insanlar sadece sosyal medyada gördükleri kadarıyla yada bizzat tanımayan yargılayıp hüküm verecekse, buna yapacak bir şeyim yok. Çünkü benim önyargıları kıracak bir süper gücüm yok hep derim, olmasını çok isterdim. Ama yok.Ve belki de en önemli dersim şu oldu..
İnsanlar seni hep bir başkasının gözünden okur önce.
Ama sen kendi gözlerinden vazgeçmezsen, bir gün seni senden dinlemek isteyen bir çift kulak mutlaka çıkar.
Ben, kendimi anlatmayı hâlâ seçmiyorum. Ama bu yazıyla, içimde biriken sessizliği biraz olsun yumuşatmak istedim.
Ön yargılarla değil, hakikatinle karşılaşmayı dileyecek insanlara selam olsun…
EBRULİ