Gizlilik insana iki farklı şekilde görünür;Bir güç zırhı olarak; çünkü herkesin bildiği şeyin üzerinde gücün kalmaz.Ve bir diğeri kaçış yöntemi olarak; çünkü saklanan kişi, aslında hesap vermekten kaçar.İşin ilginci, toplum her iki uçtaki insanı da “tehlikeli” bulur.
Gizlenenin Laneti: “Sinsi” Damgası
Bir insan her şeyini kendine sakladığında, dışarıdan bakıldığında bu kişi “derin bir orman” gibi görünür. İçinde ne var bilinmez: kurt mu çıkar, kuş mu uçar, define mi saklı, yoksa bataklık mı?Bu bilinmezlik insanda güvensizlik doğurur. Çünkü toplumun işleyişi biraz şeffaflığa dayanır. En basitinden; biri yüzünüze gülüyorsa, siz de ona karşılığını verirsiniz. Ama hiç gülmeyen, duvar gibi duran birinin karşısında herkes diken üstünde olur.Gizlilik burada güçtür, evet. Ama bu güç yalnızlıkla birlikte gelir. Çünkü insanlar kendini kapatana, mesafe koyana, ister istemez “sinsi” gözüyle bakar.
Açığın Laneti: “Gösteriş Meraklısı” Damgası
Diğer uçta ise sürekli her şeyini açık eden insanlar var; Ne yer, ne içer, nereye gider, kimlerle gezer… Adeta bir “cam fanus”ta yaşarlar.Bu sefer de toplum onlara şu etiketi yapıştırır: “Gösterişçi.”Çünkü insan doğası gereği, fazla açıklığı samimiyet olarak değil, çoğu zaman övünme ya da onay arayışı olarak okur.Her şeyini ulu orta paylaşan, aslında kendi iç güvenini dışarıdan alkışla inşa etmeye çalışan biri gibi görünür.
İki Uç Arasında İnce Yol.
Aslında gizlilik, “ya hep ya hiç” meselesi değildir.
Fazlası paranoya üretir.
Azı itibarı zedeler.
Burada kilit mesele, neyi sakladığın, neyi paylaştığın.Bir insan sırlarını, planlarını, zayıflıklarını gizleyip; ama davranışlarında dürüst ve tutarlıysa, o kişi güvenilir olur.Tersine, sürekli açık ama davranışlarında çelişkili biriyse, en şeffaf haliyle bile güven uyandırmaz.
Asıl Soru: Güçlü Olan Kim?
Her şeyini saklayan mı? O kişi, kendi iç dünyasında krallık kurar ama tahtını tek başına korur.
Her şeyini paylaşan mı? O kişi kalabalıkların ortasında parlar ama alkış kesilince sessizliğin soğuğunu yaşar.Yoksa dengeyi bulan mı? Belki de asıl güç, ne saklayacağını ne göstereceğini seçebilmektedir.
Gizlilik aslında ne tam bir güç, ne de sadece bir kalkan.Gizlilik, hikâyeyi kimin yazacağını seçme özgürlüğüdür.Ama hikâyeyi tamamen kapatırsan, insanlar sana kendi senaryolarını yazar; tamamen açarsan da senin senaryonu seyirlik bir gösteriye çevirirler.En ilginci şu: İnsan, gizliliğini korudukça “tehlikeli” görünür; şeffaflaştıkça “zayıf” görünür. Bu yüzden gerçek ustalık, karanlıkta ışığın kadar, ışıkta gölgen kadar var olabilmektir.,
Gizlilik, görünmez olmak değil; görünmesi gerekeni, doğru zamanda ve doğru ölçüde gösterebilmektir..
EBRULİ
Bir yanıt yazın